Fıkra Dünyası

Yazdır
PDF

Fıkra Dünyası; Temel, Asker, Papağan ve Delinin Seçmelerden Karışık Fıkralar

fikra

 

Küçük Temel  

Bir gün çocuk eve gelir gelmez Annesine:

- Ben alman oldum diye bağırmış. Annesi:

- Sus öyle şey duymayım demiş. Babası oğlunu duymuş;

Bir Tokat İki Tokat Çocuk hem kendini korunuyor hem de bağırıyor:

-Dünyanın haline bakın yarım saat önce Alman oldum Türkler şimdiden saldırmaya başladı.  

 

Temel Çavuş 

Temel ! Askerlik yaptığı bölük`de hiç anlaşamadığı çavuşla başı oldukça dertte,

çavuşu ,Temele ..Şunu yap bunu yap, ama makbule geçmezmiş!..

Sonra bir gün çavuşu; Temele demişki..

-Git nizamiyenin kapısına, bugün karakol komutanı gelecek, gelir gelmez

mutlaka haberim olsun der!.. Ve Temel gider 1-2 saat bekler ! Kapıdan içeriye

makam aracı girer! Temel sorar askerlere bu kim!.. Der ki karakol komutanı...

Hemen makam arabasının yanına varır ve cami tıklar!...

Komutan; Otomatik cami indirir ve sorar!..

-Buyur asker!.

Temel sorar

-Siz komutan misiniz!..

Evet der komutan...

Temel derki, -Vallahi b..u  yedin, Çavuş seni bekliyor!  

 

Bir Papağan 

Üç Amerikan askeri, Irak'ta bir bakkal dükkânına girerler, alışveriş yaparken

"kahrolsun Amerika" diye ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir papağandan

geldiğini anlarlar.Bunun üzerine bakkala:

-Bu papağanı buradan yok et. Yarın geldiğimizde görürsek, seni mahvederiz, derler.

Askerler gittikten sonra, bakkal kara kara düşünmeye başlar, çünkü papağanını

çok sevmektedir. Derken, aklına cami imamının papağanı gelir. Hemen imamın

yanına koşar başından geçenleri anlatır,

- Hocam eğer sakıncası yoksa, papağanları değişelim, der.

Hoca kabul eder ve değişim gerçekleşir. Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir ve

papağanı görürler:

- Biz sana bunu yok edeceksin demedik mi?

Bakkal bu papağan o değil dese de inandıramaz. Askerin biri, ben şimdi anlarım

bunun dünkü papağan olup olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:

- Kahrolsun Amerika! Ses çıkmayınca, bakkal dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:

- Kahrolsun Amerika!Ses yok.

- Kahrolsun Amerika!Ses yok.

- Kahrolsun Amerika! ...........

Papağan dile getirir:

- Amiinnnnnnnnn.  

 

Temel Mektup 

Trabzonlu Temel Aga'nin sevgili torunu Eda'ya verilen ödev ile basi derttedir...

Eskisehir'e göç eden arkadasi Niyazi'ye basina gelenleri yazar:  

' Niyazicugum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen aksam, geturdi ödevini önüme

koydi. Bi yandan da aglay. Zaten dertlerini hep baga açar. Dedi ki;

-'Habunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin ögretmen beni dövecek.'

Dedum ki; 'Aglama usagum, bunun içun ögretmen adam dövmez. Simdi oni çözeruk.'

Ne mümkün Niyazi kardasum: Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmislar.

Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeser dakka istirahat vermis.

Tiren da bi yerde durmis, 20 dakka su almis. Otobos saatte 60 kilometro gidiymis.

Tiren 5 saat sonra gidecegi yere varmis. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmis'  

'Ograstum yapamadum. Usak aglay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi. Diyrum oga ki,

'! damat, senun tanidugun tahsilli bi otobos sofori var ise oga soralim, belki o bilebilur.

Yahutta sabah olsun ben usagi soforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle

yaris etmis bi sofor vardur da bize nasihat verur.' 'Ha, biz bi yandan da usaga tireni tarif ediyruk.

Tiren görmemis ki... Ne anasi görmis, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum'dan

Sivas'a gittiydum. Neysa kardasum, o gece çok kizdum. Diyeceksun ki niye? Usak daha

incir agacindan duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun

fabrikada yapilduguni sanay. Biz gelduk araba yaristiriyruk. Yani efendi, otobos saatinda varsa

ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eger varacagi saat onemliysa,

edersun yazihaneye bi telefon, derler saga otobosun inecegi zamani.. Bu kadarluk mesele

içun sabiyi subyani niye telef edersun? Usacuklarda sarki yok, türki yok, oyun yok;

dayamis matamatigi. Ayuptur... '  

 

Temel'in İtfaiyeciliği
 
Temel ile Dursun Amerika' da itfaiye teşkilatında iş bulurlar. İşe başlar başlamaz

yangın ihbarı alınır. Çok katlı bir binada yangın çıkmıştır. Acilen binaya ulaşırlar ancak

itfaiyeci merdiveni çalışmaz... Bunun üzerine Dursun hemen yukarı çıkar, Temel aşağıda kalır.

Dursun aşağıda bekleyen Temel' in kucağına yukardan çocukları atmaya başlar.

Dursun atar, Temel tutar, kaldırıma koyar. Dursun atar, Temel tutar... Bir çocuk, iki çocuk,

üç çocuk, derken beşinci çocuk zenci çocuktur... Dursun bırakır, ama Temel yakalamak için

kollarını açmaz. Çocuk paat yerde. Bir zenci çocuk daha... Temel yine tutmaz. Çocuk yine yerde..

Dursun bir zenci çocuk daha atınca Temel yukarı bağırır:

- Yanıkları atma !.. Yanıkları atma !..  

 

Temel Emlakçıda 

Temel Trabzondan İstanbula gelir ve ev aramaya başlar istanbulda günlerce dolaşır ve en

sonunda bir satılık lüks daire bulur. evin sahibine dairenin fiyatını sorar adamda şunları söyler;

-850.000 YTL

-Temelde zalakmısın sen 4 oda 1 salon ev 850.000 YTL olur mu.

temel biraz düşünür ve der ki peki bu evin ahırı var mı?

-Ahırı ne yapacaksın

-Bu evi alacak öküzüm nerede yatacak.!!  

 

Temel ve Gavur Kralı

Temel Istanbul a gelmis, Üsküdar mahallesinde kızının evine kalır balkondan manzarayı

seyrediyormuş, Selimiye kışlasında bir anda top atışları sesler duyuluyor kızına seslenen Temel

- Uyyh Kızım Ne Oluyrik, Temel Endişe ile kalkar,  Kızı sakinleştirir derki

- Yok bişey der,  İngiliz gavür kralı gelmiş ona ataylar demiş.  

Temel sakinleşir, Selimiye kışlasında top atışları ara vermeden 20 -30 top atar.

Temel dayanamaz derki,

- Yazık Ulaa, hala vuramadılar mı? o adamı !!...  

 

Hastanede Bir Deli  

Adamın biri bir gün yolda giderken, arabasının lastiği tam

tımarhanenin önünde patlamış. Adam arabayı kaldırıma ancak

yanaştırabilmiş. Sonraki işlem malum…

Kriko, stepne, bijon anahtarı derken, bir de bunların yanına talihsizlik

eklenince, söktüğü 4 adet bijon yuvarlanıp yağmur mazgalına düşmüş.

Mazgal  açılır gibi değil, bijonlar görünür gibi değil. Talihsiz sürücü bir

sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz duygular içinde kaderiyle başbaşa

kaldırıma çöker. Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı

penceresinden izleyen bir deli, çaresiz adamın halini bir süre daha acıyarak

izledikten sonra seslenir;

- Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?

- Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonlari mazgala düşürdüm.

- Düşündüğün şeye bak! Sök öbür lastiklerden birer tane. Hepsi 3 bijonlu

olsun. Seni, lastikciye kadar idare eder.

Adam bir lastiklere bakar bir de deliye ve hemen ise girisir.

Herseyi tamamlayip bagaj kapağını kapatan sürücünün aklı, deliye takılır.

Arabasına binmeden evvel döner dikkatli dikkatli adama bakar. Akıl

hastanesindeki adama seslenir:

- Senin ne işin var tımarhanede? Diye sorar.

- Biz burada delilik’ten yatıyoruz kardeşim, salaklık’tan degil…!  

 

Temel Gümrükte 

Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmis. Tam da Türkiye'ye tatile gidecegi gun.

Aksilik bu ya... uçagi kaciracak, kara kara düsünürken yolda bir pasaport bulmasin mi?

hemen almış yerden, bir bakmis Ünlü Sinema Titanic Oyuncusu Leanardo di Caprio'nun

pasaportu.. 'ne olursa olsun' demis ve sansini denemeye karar vermis. çikarmis leonardo'nun

fotografini, kendi fotografini yapıştırmış. Uçmuş Türkiye'ye. Atatürk hava limaninda görevli

gümrük memurunun karsisina geçmis. Kim olabilir memur. Tabi ki temel... Almis pasaportu eline.

Temel adamin ismine bakmis: ''Leonardo di Caprio', fotografa bakmis, bir zenci.

Adama bakmış ayni zenci... Bir kaç şaşkın bakıştan sonra temel obur masaya seslenmis,

- Ula Cemal, bu titanik batmis miydi, yanmis miydi?

 

Temel Askerde 

Tabur´a yeni bir ingiliz komutan gelmis ve askerleri toplayarak bir

konusma yapacagini belirtmis. Bütün askerler toplanmislar ve komutan

baslamis konusmaya:

- Bugün tanismak için sizleri buraya topladim. Benim adim Peter,

soyadim Kırç. Tekrar ediyorum, Kırç. Arada R var. Sakın ola diliniz

sürçmesin çok fena yaparim. Herkes iyice ezberlesin hata istemem !

Askerler dagilmislar ve herkes "Arada R var, arada R var" diye

içinden ezbere koyulmus.

Komutan ise bu konuda ne kadar hassas oldugunu göstermek için

sagda solda gördügü askere soruyormus:

- Sen

- Emredin komutanım!

- Soyadim ne benim ?!

- Kirç komutanim.

- Aferin ! İşinin basina !

Komutan böyle böyle hergün bir kaç kere soyadini soruyor ancak

kimse sasirmiyormus.

Laz ise bu konuda çok sanciliymis.

Ya birgün piyango kendisine çikarsa ve sasirirsa diye daralip

dururmus. Nihayet birgün tören esnasinda komutan aniden arkasina

dönmüs ve Laz'i isaret ederek

- Sen ! Soyadim ne benim ?!

Laz heyecandan konusamiyor, nutku tutulmus.Yaprak gibi

sallanmaya baslamis.

Komutan gayet sinirli

- Sana söylüyorum, cevap ver, asabimi bozma !

Hemen arkasindaki arkadasi bakmis Laz'in basi belaya girecek

hemen fisildamis :

- Arada R var, arada R var...

Bunun üzerine Laz cevap vermis:

- Gört !!!

 

Reklam